|
1301 ( 1885 ) doğumluyum. 96 yaşındayım.
Köyden bir çıktım 8 senede geldim. Arıburnu Cephesinde 27. Alaydaydım. Sonra
Arabistan cephesine gittim. İngiliz' e 2 yıl da esir kaldım. Arıburnu
Cephesinde 27. Alay'ın o meşhur aynalı tüfeklerini ben yapardım.
Marangozdum.
Makinalı tüfekçi yazmışlar beni. Benimle beraber 5 kişi var daha bizim
köyden. Çanakkale'ye varınca, piyadeye çevirdiler. Beni verdiler 27. Alaya..
Mevzilerimiz Arıburnu'nun üzerlerindeydi.
Ben 27. Alay , 2 Tabur, 1. Bölükte bulundum. Alay Kumandanımız Şefik Bey,
Tabur Kumandanımız Kör Hali, Bölük Kumandanımız Hasan Efendi, Takım
Kumandanımız Kara Mahmut ( Mülazım'ı evvel)'di.Mevzilerde 9 ay durdum. 9 ay
çakmak çaldım.
Bizim bölük Karatepe'deydi. Düşmanın çıktığı sabah, 1 ve 3. Taburlar Maydos
(Eceabat)'taydılar. Biz yalnız ikinci tabur vardık Arıburnun'da. Arkadan 1.
Ve 3. Taburlar da yetiştiler. Gavur bizim üzerimize çıktı. Bütün Alayca
hücum ettik düşmana. Bizim bölükte bütün subaylar vuruldu. Lapsekili Eyüp
Sabri kaldı bölüğün başında.... Başçavuş'tu..
Düşman mevzileri bize çok yakındılar. Bomba atarlardı bizim mevzilerimize.
Soğan filan da attılar. Sonra bizim mevzilerin üzerine teller gerdiler de
düşmanın attığı bombalar bir daha mevzilerimize düşmedi. Tellere çarpıp geri
düştü.
Düşman kaçarken, tünel kazıp içine dinamit doldurmuş. Patlatınca bizden bir
bölük gitti. Hiç kimse kurtulamadı. Toprak minare gibi havaya çıktı.
27. Alay'ın aynalı tüfeklerini ben yaptım. Marangozum demiştim
ya...Sivillikte marangozluk bildiğimden tüfeklere ayna takma işini ben
yaptım. Bölükte piyadeydim esasında.
Bir gün düşmandan, düşman mevzilerine yaptığımız bir hücumdan, bir aynalı
tüfek ele geçirmiştik. Bizim mevzilerin yanında bir tünel vardı. O tünelin
içinde düşmandan ele geçirdiğimiz tüfeğe baka baka bizim tüfeklerede ayna
takmıştım. Her mangaya bir tana aynalı tüfek dağıtılmıştı benim
yaptıklarımdan. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı iki tane ayna koyardım.
Siperden kafanı çıkarmadan aynalara bakıp düşmanı görürdün.
18 Mart'ta düşman zırhlılarının boğazı zorladıkları zaman ben
Arıburnu'ndaydım. Boğazdan geçemeyince kafir, Mortu Limanı'a, Seddülbahir'e
zorladı. Oralardan da söktüremeyince, Arıburnu'na çıkardı. Daha sonra
Tuzla'ya da çıkardı.
Macaristan'dan getirdikleri kısa, ağır otobüsler çok işe yaradı. Dik
atıyor... Olduğu gibi gemilerin üzerine düşürüyordu o toplar.. Biz
istihkamlardan görüyorduk.. Gemiye mermi düşünce duman içinde kalıyor
ortalık. Gemideki gavurlar kendilerini denize atıyorlardı.
Gavur bizim üzerimize çıkınca biz de hücum etmiştik. O hücumda katırların
yanına kadar vardık. O sırada yan ateşine tuttu bizi kafir. Elimdeki tüfeğin
kundağı filan paralandı da, bir demiri kaldı elimde. O gün kalçalarımdan
yaralandım. Bak şimdi yürüyemiyorum. Paralandı her yanım benim. Şarapnel
parçaları denk geldi bana.
Yaralanınca, Demetoka Hastanesi'ne yolladılar. Üç ay hastanede yattım.
Sonra, çıkınca tekrar eski birliğime, mevzilere döndüm. Hastaneden dönünce
ben hep aynalı tüfek işine baktım. Alay kumandanı beni mevziye sokmadı da,
aynalı tüfek işine ayırdı.
Arıburnu'nda Atatürk'ü gördüm. Öteki kumandanlarla beraber dikilmişlerdi.
Alaylar onların önünden geçtiler. Yürüyüş yaptılar. O zaman gördüm. Heybetli
adamdı. Önünden geçtik resmi geçitle. Öyle gördüm.
Harbiye Nazırı Enver Paşa da gelmişti. Onu da gördüm.
Yaralandım dedim ya. Hasta da oldum. Hava değişimine gönderdiler köye. Üç ay
sonra tekrar Çanakkale'ye gittim. Beni bu sefer 24. Fırkaya verdiler.
İstanbul'a gittik. Giydirdiler, kuşattılar, Haydarpaşa'dan bindirdiler
trene. Kapattılar kapaklarını trenin...hadi bakalım Arabistan'a...Gavur
dağlarından sonra tren yok.. 70 gün yol gittik...Yürüye yürüye...Tell el
Şehir'e geldik. Ben yürüyemiyorum. Zaten bacaklarımdan yara almıştım
Çanakkale'de. 44. Seyyar Hastane'ye yatırdılar.
Hastanede 1 ay kalmadık bile. İngilizler
hücuma geçtiler. Hastaneye geliyor ateş. 500 kişi bıraktık hastanede
çadırlarda. Başladı çadırlar yanmaya. Beni verdiler hayvanların başına.
Kaçtık oralardan herkes kaçıyordu.
Bizim alay gitmiş Kudüs tarafına...Biz de Kudüs tarafına gittik. Oralarda
bir yerde Sultan Hamid'in bir sarayı varmış. O sarayı hastane yaptık.
İngilizler tekrar hücum ettiler. Bozulduk, geri çekildik. Almanlar orada bir
nehir üzerine köprü kuruverdiler de o köprüden geçtik geri çekilirken. Şam'a
doğru geri geliyoruz. Şam'a kadar geldik. Şam'da 50 bin kişi esir düştük.
İngiliz Şam'ı kuşatmış. Bizi öyle esir aldı. Şam'da bir açlık bir açlık...
Ekmek yok,aş yok. Ben açıkgözlük yaptım da hastanenin ekmekleri vardı o
ekmeklerden doldurdum çuvallara. Öyle idare olduk. Bir Osmanlı altınına bir
ekmek sattım orda. Gavur sonra ekmek getirdi. Millet hücum ediveriyor. Ne
yaptı bu sefer kafir geçirdi bizim askeri manga koluna öyle dağıttı...Birine
konserve, birine ekmek verdi.
Biner kişilik kafileler halinde 8 gün yol yürüdük, vardık Mısır
toprağına...Kanala, İsmailiye'ye. 12 tel örgü vardı. Üçerbin kişi vardı her
tel örgüde. Ben 4. Tel örgüdeydim.İki sene esir kaldım İngiliz'in elinde.
Tel örgülere geldiğimiz ilk günlerden biriydi...Bir İngiliz yüzbaşısı...Biz
ayakta dizili bekliyoruz. O İngiliz yüzbaşısı bastonla geziyor, topallıyor.
Yanında tercümanı var, tecüman başladı bağırmaya:
-27. Alay2dan kim var burada?
"Öldürecek değiller ya,"dedim. Çıktım ileriye.
-Ben varım, dedim.
Bastonlu gavur, topal topal geldi yanıma. Ellerimden, gözlerimden öptü beni.
O topal gavur esirlerin başında kumandan filandı heralde.
Çok rahat ettim o gavurdan...Allah razı olsun.
Bana ayrı bir çadır kuruverdi. "Yanına iki de arkadaş al," dediler. Bir
rahat ettim ama.... Sorma....
Arıburnu'nda yaralanmış gavur da. Çok korkmuş gavurlar Arıburnu'ndan...
"Türkler bir kişi kalmayasıya öldüreceklerdi İngilizleri" dedir... Tercüman
öyle söylerdi. Her ay bana 20 İngiliz Lirası maaş verirdi. Her hafta 80
paket Filli cigaralarından verirdi. "Sat bunları da para yap," derdi.
Kendi de benim çadırımdan çıkmazdı. Hep yanımda dururdu.
Ben de o topal gavura, Alaman kaputlarından içi kadife kaplı bir sandık
yaptım. Hani, bizim buralarda vardır ya çeyiz sandığı gibi öyle bir şey. Bir
de İngiliz potinlerini söküp, 2 çift yarım potin yaptım. Elle
yaptım...Çivilerini filan hep ellerimle yapmıştım. İki Osmanlı altını hediye
etmişti bana. Sandığın üzerine de "Esirler yapmıştır," diye yazdırıp
İngiltere'ye götürmüştü. Çok az konuşurdu İngiliz yüzbaşısı.
Tel örgülerde 1000 kişi kalıncaya kadar beni bırakmadı.
Sonra gemilerle İstanbul'a geldik. İstanbul'dan köye geldim.
Çok beygir atı yedik. İngilizler bir kere bize koyun eti verdiler. Geri
kalan zamanda hep at eti yedik tel örgülerdeyken.
Askere gitmeden evlenmiştim. Gelince baktım, ben askerdeyken, Nuriye ölmüş.
Zatiye'yi aldım. Zatiye öleli 13 sene oluyor. 3 çocuğum oldu. Hepsi
yaşıyorlar. Oğlum bakıyor bana burada. Madalyam da yok, maaş da.
Kırık çıkıkta üzerime yoktur. Hala yaparım. Gözlerimin ikisi de görmüyordu,
birini açtırdım. Şimdilerde açtırdığım da duman yapıyor. Bir torunum
İzmir'de subay. |